|
www.bahadingenclik.com.tc
http://bahadinanket.sitemynet.com/
Ankara Bahadın Kültür Derneği bünyesinde Bahadın Gençlik Komisyonu adını verdiğimiz bir yapı kurduk. Gençlik, geleceğine ve Bahadın'a sahip çıkmaya, sosyal etkinliklerde görev almaya, tavrını örgütlü bir şekilde ortaya koymaya ve bilinçli olarak sorumluluklarını yerine getirmeye başlamıştır. Bu web sayfası, Çağdaş Yusuf AKBULUT tarafından inisiyatifimizi duyurmakla beraber, Bahadın'ın tanıtımı için hazırlanmıştır.
cy.akbulut@hotmail.com
"Bahadın Kültür Şenliği bir gereksinimden doğmuştur.
Bahadın sorunlarının tartışıldığı,sorunlara çözüm arandığı çözüm önerilerinin tartışıldığı bir zemin yaratılmak isteğinden doğmuştur.
Ülkemizin ve dünyanın gündemini,gündelik yaşama sokma isteğinden doğmuştur.
Gündelik işlerin peşinde koşan,dar çevrelerin dışına çıkma olanağı bulamayan yöre halkına kısa bir zaman dilimi içinde bir ayna tutma isteğinden doğmuştur.
Kültür kirlenmesi yaşadığımız bir ortamda gerçek kültürün ne olduğunu gösterme kaygısında doğmuştur."
BAHADIN BELDESİ
XVI. yüzyıl, tarih kitaplarında Osmanlı İmparatorluğu ' nun doruk noktasına ulaştığı yıllar (yükselme dönemi) diye anılır. Osmanoğullarından Yavuz Sultan Selim, Kuyucu Murat bu dönemlerde yaşamış kimselerdir. Yavuz Sultan Selim Mısır fatihi diye de bilinir onun bir yönü daha bilinir ki işte o yönüdür Bahadın'ın ortaya çıkmasına neden olan. Sivas yöresinde (Erzincan, Dersim,Tokat) güya İran Şahı (Şah İsmail) ile birleşmek isteyenlerce bir ayaklanma başgösterir. Bu ayaklanmanın gerçek nedeni aracının ,tefecinin, mültezimin elinden bunalan yoksul Türkmen köylüsünün elindekini artık daha fazla vermek istemeyişidir. Canlarından başka kaybedecek bir şeyleri kalmayan yoksul insanlar köye gelen tahsildara resti çekince tabii ki karşılarında kolluk güçlerini bulur. İsyan dalga dalga yayılır. Yüzyıllardır karın tokluğuna çalışan köylüler biraz adalet istemektedirler. İsyan çok kanlı bastırılır.Onbinlerce insanın kellesi kılıçtan geçirilir. Kuyucu Muratlar bu kan gölünün ürünüdür. Kuyulara kimleri doldurmuştur ? Orasından pek söz edilmez olayın.....
İşte bu sıralarda, büyük göç dalgaları yaşanmaya başlar Anadolu'da. Çoluk çocuğunu bu kıyımdan kurtarmak isteyenler düşer yollara. Demirci Veli adında bir kişi de bu göç dalgasına kapılanlardandır. Her yer düşman, her yer korku doluyken, insana sığınacak tek yer,kucak açan tek yer dağlardır. Kıyımdan kaçan Demirci Veli, Çomak dağlarının kuytusuna sığınır. Uzaklardan bakılınca gözükülmeyecek bir yerdir burası. O zamanki adıyla Sekiyurt, (bugün Gülveli) denilen yere yerleşir. Kendisi gibi bir çok aile daha gelir Demirci Veli'nin yanına yerleşir. Ailelerin çoğalması, dahası oraya oraya yeni bir köy kurulması olasılığının artması, çevrede yaşayan ve çoğunluğu Ermenilerle Rumlardan oluşan diğer köylüleri rahatsız etmeye başlar.Özellikle de yöretoprağının çoğunluğunu ellerinde bulunduran kesim, alttan alta yeni gelip yerleşenlere karşı bir düşmanlık yaratmaya çalışır. Bunun içinde gizlice bir vurucu güç hazırlarlar. Tek amaçları vardır bu kılıç artıklarını buralarda barındırmamak.
Demirci Veli, çevresinde toplanan aç,topraksız, evsiz insanlara umut vermeye, direnç kazandırmaya çalışır. Güçleri yettiğince çalışıp geçimlerini sağlamalarını önerir. Hep birlikte hareket ederlerse, kimsenin kendilerine diş geçiremeyeceğini öğütler sürekli.
Bir yandan da küçük birlikler hazırlar, herhangi bir saldırıya karşı. Bahattin adında gözüpek bir genç vardır. Mert,Yiğit, sevilen biridir. Ermeni ve Rum köylülerinin kendilerine karşı, gizli bir ordu kurmakta olduğu haberini alan Bahattin, hemen karşı bir harekete geçer. Güvenilir adamlarıyla görüşür, gerekli hazırlığı görür Sekiyurtluların silahlanıp ordu kurduğunu haber alanart niyetli Ermeni ve Rum köylüleri korkuya kapılırlar. "Koca devlete rest çeken adamlar bizi ezer geçer" diyerek seslerini keserler.
Bahattin'in ününü duyan başka başka yerlerde geçinen aileler de birer ikişer gelir Sekiyurt'a yerleşirler. Yolda da bibirileriyle karşılaştıklarında, "Biz Bahattin'e sığınacağız, onun için bu tarafa gidiyoruz" derler.
Bu göçmenlerin kimi Bahattin'in yanında kalır kimi de daha batıya gider. Kalanlar, oraya Sekiyurt yerine "Bahattin" adını verirler. Doğan çocuklarına Bahattin adını koyarlar. Yiğit,korkusuz,savaşçı anlamlarına gelen ve Moğolca bir sözcük olan Bahattin, zamanla halk ağzında uyuma girerek BAHADIN olur.
Derleyen: Sadık GÜVENÇ
YAYINLANAN YAZILAR, YAZARLARININ ŞAHSİ GÖRÜŞÜDÜR.
TÜM YAZI VE RESİMLER PAYLAŞILMAK İÇİNDİR, İZİNSİZ KULLANILABİLİR, ANCAK KAYNAK GÖSTERİLMESİ ETİK OLACAKTIR.
|
|
|
|
|
|
|
Güzel Günler Göreceğiz,
Yeter ki; Umudun Kararmasın...
Engereğin dişlerine işledim,
Ağu dişlerine
Oluklu, çentik...
Ve vurgun,
Gözleri bir çift cehennem
Burnuna kan tütmüş
Pars bıyığına...
Dağın pulat yüreğine işledim,
Şimşeğin masmavi usturasına
Sevdanı usul-usul
Sevdanı mısra-mısra
Lo ben seni hapislerde sevmişim,
Ben seni sürgünlerde.
Yurdum benim şahdamarım...
Dağlarının, dağlarının ardı
Nasıl anlatsam...
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban...
"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda."
Yiğitlik, sen cehennem olsan bile
Fedayı kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu'dur ol hikayet,
Ol kara sevda.
Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Dağlarının, dağlarının ardında,
Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak tanesi bile dargın kalmayacaktır,
Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
Sıkıysa yağmasın yağmur,
Sıkıysa uyanmasın dağ.
Bu yürek, ne güne vurur...
Kaçar damarlarından karanlık,
Kaçar, bir daha dönemez,
Sunar koynunda yatandan,
Hem de mutlulukla sunar
Beynimizin ışığında yeraltı.
Her mevsim daha genç, daha verimli,
Sunar, pırıl - pırıl, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadını,
Elimizin hünerinde yeryüzü.
Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
Şafakla doğan işgücü.
Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
Ol kitapta böyle yazılıdır,
Ol sevda, böyledir çünkü...
|
|